|
AYŞEGÜL BADUR tarafından yazıldı.
|
|
Cuma, 25 Eylül 2009 20:12 |
|
Bahçesaray
Kahvaltıdan sonra 9 civarında yola çıktık yarım saat sonra Kırım Hanlığı’nın başkentliğini yapmış olan Bahçesaray’a ulaştık. Han Sarayı’nın önünde bizi İsmail Bey Gaspıralı’nın heykeli karşıladı.
Heykel, ihtişamlı Han Sarayı’nı görecek şekilde konumlandırılmıştı. Çok vakit kaybetmeden yapımına Kırım Hanı Mengli Giray Han zamanında başlanmış olan ve bugün Kırım Tatarları’nın tarih ve kültür müzesi olarak hizmet veren Han Sarayı’na giriş yaptık. Rehberimiz Eldar eşliğinde sarayı gezmeye başladık. Kurulduğunda 12 hektarlık bir alanı kaplayan saray bugün 4 hektarlık bir alanda yer almaktaymış. Sarayın girişinde solda yer alan Büyük Han Camii saraydaki ilk yapılardan biridir ve zarifçe süslenmiş iki adet minaresi vardır. Cami orijinal haliyle korunmaktadır ibadete açıktır. Saray içinde barındırdığı birbirinden değerli yapıları ile Türkiye başta olmak üzere birçok ülkeden turist ağırlamaktadır. Sarayda dikkat çeken eserlerden birisi de Gözyaşı Çeşmesidir. Bu çeşmeyi Kırım Hanı büyük bir aşkla bağlandığı eşinin hatırasına yaptırmıştır. Burayı ziyaret eden Ünlü Rus yazar Puşkin bu hikayeden çok etkilenerek Bahçesaray Operasını yazmış ve bu sayede ünlenen şehrin ismi ihtilallerden sonra değiştirilen adları değiştirilen diğer şehirlerin aksine ismini muhafaza etmiştir. Bahçe içerisinde bulunan 400 yıllık dut ağacı sarayda yaşanan son olayların şahididir. Sarayda bunun dışında birçok çeşme yer almaktadır, çeşmelerdeki su gece gündüz akmakta ve havayı serinletmektedir. Saray içinde bulunan harem özel bir alan olduğundan yüksek duvarların arkasında 73 odalı 4 binadan oluşmaktaydı. Bugünse Harem’den sadece 1 bina ve 4 oda ayaktadır.
Öğleye kadar Han Sarayını oluşturan yapıları gezdikten sonra İsmail Bey Gaspıralının yaşamış olduğu müzeyi ziyaret ettik. Müzede görevli Elmira Hanım, İsmail Bey Gaspıralı’nın o döneme damgasını vuran ve dünyaca saygınlık kazanan Tercüman-ı Ahval Gazetesinin basımına burada başlandığını, “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarının buradan Türk dünyasına yayıldığını, Gaspıralı’dan kalan arşiv niteliğindeki kitap, evrak ve değerli kâğıtların devrimden sonra Ruslar tarafından yakıldığını bugüne ulaşan belgelerin sayısının oldukça az olduğunun belirtti. Müzede bulunan az sayıda belge camekanlar içinde sergilenmektedir. Müzeyi ziyaretimizi bitirdiğimizde Elmira Hanım bize İsmail Bey Gaspıralı’nın mezarına kadar eşlik etti….
        
|
|
Son Güncelleme: Cuma, 25 Eylül 2009 20:33 |