|
21-29 Eylül 2009 Kırım Gezi Günlüğü:
Bir haftalık Kırım gezimizde gördüklerimi, duygu ve düşüncelerimi sizlere aktarmak istedim. Bu düşünce ile gün gün neler yaptık nerelere gittik yazı dizimizden takip edebilirsiniz. Saygılarımla Ayşegül BADUR Safa Otel Akmescit/KIRIM
1. Gün: 21 Eylül 2009 Pazartesi
10:30 da gezi rehberimiz Fatih Erge ile buluştuk. 7 kişilik grubumuzla THY ile rahat bir yolculuktan sonra Kırım’ın tek uluslar arası havalimanı Akmescit’e indik. … Ata memleketine bir yabancı gibi giriş… Havalimanında pasaport kontrolü için gerekli (!) olan formu doldurup giriş yaptıktan sonra bagaj kontrolünde küçük bir elma krizi yaşadık. Bagajlarımızdan birinde bulunan elmalar gümrüğe takıldı. Fatih Bey’in eşi Beyan Hanım’ın kendisine misafir geldiğimizi ve bunları hediye olarak kendisine getirdiğimizi söylemesi üzerine 1 kilo kadar Amasya elmasını Gümrük Memuresine vererek geçiş yapabildik. Bizleri Sefa Otel’in sahibi Enver Kakura karşılayarak özel aracıyla tren garı yakınında bulunan otelimize getirdi. Sefa Otel 5 odalı, küçük ve samimi bir yer. Odalardan birinde, Kırımda üniversite öğrencisi olan 3 genç kız kalıyor. Diğer odalar misafirler için ayrılmış.
Kısa bir istirahattan ve samimi bir sohbetten sonra Akmescit’i gezmeye başladık. Öncelikle yanımızda getirdiğimiz dövizleri bozdurmak istedik. Bu oldukça teferruatlı bir işti. Önce paralar dikkatle inceleniyor, eğer eskiyse geri çevriliyor, parayı orda bozdurduğunuza dair bir belge imzalatılıyor ve bütün bu işler oldukça yavaş işliyor. Kırımda Grivna kullanılıyor, bizim kuruşumuza denk gelen bozuklukların adı ise Kapik. 1 TL 5,5 Grivna ediyor, yılbaşından sonra ise 1 TL nin 8-9 Grivna’ya denk geleceği söyleniyor. Nihayet para bozdurmayı tamamladık ve Lenin Meydanı’nda kısa bir gezinti yaptık. Oradan Salgır Parkına geçtik. Parkta çınar ve ceviz ağaçları çoğunluktaydı, memlekette olduğumuz hissi daha da güçlendi. Parkın içinden geçen Salgır Nehri boyunca yürüdük ve parkın çıkışına yakın bir yerde bulunan Kırım Tatar Milli Meclisi’ni ziyaret ettik. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu randevumuz olmadığı halde yoğun işleri arasında bizi kabul etti. Kendisiyle bayramlaştık ve vatanda azınlık olmanın acısından, kendisinin Kırım Türkleri için yapmış olduğu mücadelenin yüceliğinden bahsettik. Fazla vaktini almamak için ziyaretimizi kısa tuttuk ve yöresel yemeklerden tatmak için Divan’a gittik. Burası yöresel giysili Tatar kızlarının servis yaptığı, tamamıyla Kırım Türk yemeklerinin sunulduğu bir yer. Ancak Türkçe konuşmanın da zor olduğu bir yer, gençlerin Tatarca-Türkçe konuşamadıklarını, okullarda kendi dillerinde değil Rusça ders aldıklarından kendi dillerini çok iyi öğrenemediklerini gördük. Bu arada Kırım’da sadece Rusça, diğer bölgelerde Ukraynaca kullanılıyormuş… Yemek için grubumuzun tercihi Mantı, Samsa, Çiğbörek ve Yazma oldu. Ben kendi adıma daha önce çiğbörek dışında diğer Tatar yemeklerinin tadına bakmamıştım. Ama o da Kırımdan göçmüş olan aile fertlerimin yaptığı çiğböreğe benzemiyordu. Ancak ayrana benzeyen ve içinde ufak ufak doğranmış salatalık, maydonoz, yeşil soğan olan Yazma’nın tadı çok güzeldi. Karnımızı doyurduktan sonra otelimize geri döndük ve ertesi gün için dinlenmeye çekildik.
22 Eylül: Bahçesaray ve Kezlev
Devamı yarın…
    
|