Resim
Erdoğan'dan "Yurdunu kaybeden adam" için mesaj
Cuma, 23 Eylül 2011
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kırımlı Yazar Cengiz Dağcı'nın vefatı dolayısıyla bir mesaj yayınladı. 23.09.2011 17:06  ANKARA (ANKA)... Devamını oku...
Resim
Cengiz Dağcı’nın cenazesi Süleymaniye Kültür Merkezi’nden kaldırılacak
Cuma, 23 Eylül 2011
LONDRA, 23.09.2011 (QHA) - Cengiz Dağcı’nın vefat haberini alan Kırım Türkleri Milli Meclisi Türkiye Temsilcisi Zafer Karatay, yazarın... Devamını oku...
Resim
Efsane Edebiyatçı Cengiz Dağcı Uçmağa vardı
Cuma, 23 Eylül 2011
Kırım Tatarlarının ve Türk Dünyasının büyük edebiyatçısı Cengiz Dağcı 22 Eylül 2011 tarihinde vefat etti. Allah nur içinde... Devamını oku...
Resim
ÇOKRAK DERGİSİNİN 23. SAYISI ÇIKTI
Cuma, 08 Nisan 2011
  Kırım Türkleri Derneği yayın organı olan ve 2006 yılında yayın hayatına başlayan ÇOKRAK dergisi 23. sayısıyla okuyucusuyla buluştu.... Devamını oku...
Resim
Kırım Ansambli Rüzgarı Tekirdağ’da esti
Salı, 25 Ocak 2011
  Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezi tarafından organize edilen Kırım Ansambli Türkiye turnesinin Tekirdağ... Devamını oku...
Resim
Tekirdağ’da Kırım Türkleri Gecesi
Salı, 04 Ocak 2011
  21 Ocak 2011 günü Namık Kemal Üniversitesi Piramit salonunda gösteri yapacak olan Kırım Ansambli şehrimize geliyor.Server Kakura, Dilaver... Devamını oku...
Resim
QIRIMDA "NENKECAN" ADLI QADINLAR KLUBI AÇILDI
Pazar, 17 Ekim 2010
  Ekim 14 künü "Nenkecan" adlı qadınlar klubınıñ tantanalı açılışı Aqmescit şeerindeki "İnfiniti" qavesinde oldı. Anda toplanğan... Devamını oku...
Resim
HATIRALAR Zeki Velidi Togan (1890-1970)
Cumartesi, 09 Ekim 2010
            Bu yazımı, Rusları çok iyi tanıyan Zeki Velidi Togan’ın HATIRALAR adlı kitabından alınmış alıntılar ile... Devamını oku...
Resim
IZDIRAP DOLU 'TARİHİN ARKA ODASI'
Cuma, 08 Ekim 2010
  Geçtiğimiz hafta 25 Eylül Cumartesiyi Pazara bağlayan gece ızdırap dolu bir Tarihin Arka Odası programı vardı. Murat Bardakçı... Devamını oku...
Resim
EFSANE LİDER CEMİLOĞLU DERNEĞİMİZİ ZİYARET ETTİ
Cumartesi, 14 Ağustos 2010
  Kırım Tatar Milli Meclis Başkanı Cemiloğlu, Tekirdağ’da: Gelibolu Şehitliğini ziyaret maksadıyla İstanbul’ a gelen ve oradan da... Devamını oku...
Resim
UKRAYNA HÜKÜMETİ, 2011 YILI BÜTÇE TASLAĞINDA KIRIM TATARLARINA HİÇ PARA AYIRMADI
Pazartesi, 12 Temmuz 2010
2011 yılı bütçesine Kırım Tatarları için 127 milyon Grivna (yaklaşık 15.5 milyon dolar) ayırması öngörülüyordu… Yanukoviç ile... Devamını oku...
Resim
XVI. Yüzyıl Şair Hükümdarlarından Bora Gazi Giray Han’ın Türk Kültürüne Katkısı
Cumartesi, 10 Temmuz 2010
XVI. Yüzyıl  Şair Hükümdarlarından Bora Gazi Giray Han’ın Türk Kültürüne Katkısı     Türkiye ve Kırım’ın ortak tarihi zengin... Devamını oku...
Resim
ULUSÇULUK VE IRKÇILIK
Çarşamba, 07 Temmuz 2010
          Yıl 1944, 12 Kasım günü, ulusal ayaklanma ve kanlı savaş hesabına Doğu Türkistan’ın Gulca şehrinde Şarki Türkistan... Devamını oku...
Resim
Saray İlçemizdeki Kırım Giraylarına ait Han Mezarları fotoğraflandı
Cumartesi, 03 Temmuz 2010
Saray Ayazpaşa cami havlusundaki Kırım Hanlarına ait mezar taşları fotoğraflandı. Tekirdağ il sınırları içerisinde 12 civarında Han... Devamını oku...
Resim
Kırım'da Soykırımı anmak, Diasporada Kırım Gecesi yapmak
Cumartesi, 03 Temmuz 2010
Her yıl Vatan Kırım'da Soykırımı Anma Mitingine, konferans ve film, artistik programlar gösterilerine katılıyoruz. Türkiye'mizde ve... Devamını oku...
Resim
RUSLARIN İŞGALİNE-SOYKIRIMINA KARŞI GELİŞEN İNTİKAM DİRENİŞİ
Cuma, 02 Temmuz 2010
Rusların bulunduğu her yerde işgal ve soykırım vardır. İşgal ve soykırımın bulunduğu her yerde Ruslar vardır. Bunların karşıtı... Devamını oku...
Resim
BAYANLARDA AT BİNME MERAKI
Perşembe, 01 Temmuz 2010
Tekirdağ’ a 8 Km. mesafede İstanbul yolu üzerinde ticari faaliyette bulunan TRAKPET  (Trakya Petrol İstasyonu) İşletme sahası içinde... Devamını oku...
Resim
GENEL MERKEZİMİZİN SİTESİ YENİLENDİ
Cuma, 25 Haziran 2010
Genel Merkez, güncellenmiş ve yenilenmiş yeni sitesi ile sizleri bekliyor Derneğin yakın zamanda yaptığı ve yapacağı etkinliklerin... Devamını oku...
RUSLARIN İŞGALİNE-SOYKIRIMINA KARŞI GELİŞEN İNTİKAM DİRENİŞİ PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
İklil KURBAN tarafından yazıldı.   
Cuma, 02 Temmuz 2010 20:01
164vw
Rusların bulunduğu her yerde işgal ve soykırım vardır. İşgal ve soykırımın bulunduğu her yerde Ruslar vardır. Bunların karşıtı olarak gelişen olgu ise intikamdır. Ruslar söz konusu iken, ulu devlet adamı Adolf Hitler’in (1889-1945) şu sözlerini hatırlamak yerinde olur:
“Ruslar olayların baskısı altında Yahudi Marksizminden kopup, yırtıcı ve vahşi ifadesiyle ebedi Pan-Slavizmi temsil edecektir.”
Rusları tanımak-tanımlamak için Rus tarihi söz konusu olduğunda ilk önce Ekim 1552 yılındaki Rus-Tatar Savaşı akla gelir. Tatarların hiçbir zaman unutmayacağı ve affetmeyeceği-Kazan’ın işgali sırasındaki tüm şehir sakinlerinin kılıçtan geçirilmiş olduğu soykırım olayı, Tatarların 500 yıldır direniş simgesi bir ulus olarak tarih yaratmasının başlıca sebebidir. Bu Tatar soykırımından sonra Ruslar tüm Türk coğrafyasını ele geçirmek için işgal eylemlerine hız verirler. XIX. Yüzyılın sonlarına doğru Türkistan’ın işgali tamamlanır. Sırada Osmanlı Devletinin toprakları vardır, Kırım vardır. 93 Harbi diye bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, Rusların en arsız-en namussuz işgallerinden biridir. Bu savaşta Osmanlı Devleti Kafkasları ve Balkanları kaybeder. Rus ordusu İstanbul’un eşiğine-Yeşilköy’e kadar gelir. Birinci Dünya Savaşının can alıp can verdiği-şiddetin doruğa ulaştığı 1915. yıl. Ruslar Ermenileri Türklere karşı silahlandırır ve kışkırtır. Türkler de savunma gereği savaşmak zorunda kalır, kan dökülür. Savaştır, ne kadar Ermeni, ne kadar Türk öldü, konu bu değildir. Eğer bu savaştan “soykırım” diye vasıflandırılacak bir muamma olgu yaratılmışsa, bu olgunun yaratıcısı ve sorumlusu Ruslardır. Çünkü Rus varlığı ve Rus tarihi işgaller-soykırımlar tarihidir. Rus varlığıyla eş anlamlı olan bu Rus eylemi hiç durmaz, İkinci Dünya Savaşının bitiminde tüm Doğu Avrupa Ruslar tarafından işgal edilir. Son olarak Ağustos 2008 yılında Gürcistan’da bir daha yine Rus işgali gerçekleşir.
Kan ve ceset ile beslenmeden Rusların günü geçmez. Geçen bu 500 yıllık Rus tarihi işgaller-soykırımlar tarihi olarak, karşılığında intikam ile beslenmiş amansız düşmanlarını da yaratmış ve çoğaltmıştır. Rus işgalinin önemli bir özelliği de şu, Ruslaştırmada, Rus işgalini kalıcı hale getirmede, Rus kadınlarının payı son derece büyüktür. Gürcistan, Kırgızistan, Özbekistan dahil 1990’lı yıllarda Ruslardan bağımsızlıklarını elde etmiş cumhuriyetlerde kalıcı bir ulusal demokratik istikrarın sağlanamamış olması elbette çok düşündürücüdür. Bu istikrarsızlığın temelinde yatan güç Rus kadınıdır. Örneğin, Özbek Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un ve Kırgız Cumhurbaşkanı Kurmanbek Bakıyev’in eşleri Rustur. Rus kadını, Rus sömürgeciliğinin bekçisi olmakla kalmaz, tüm dünyada ahlaksızlığın da bir numaralı simgesidir. Siyasi amaçlar uğruna kadını kullanmak ise, tipik bir Rus karakterinin ürünüdür. Rus tarihinde ve Rus geleneğinde, “başkalarının hakkına saygı”, denilen bir ilke yoktur-hiçbir zaman olmamıştır.
Adolf Hitler’in yalın çıkışlarını-sarsılmaz iradesini-intikam duygularını yaratan etken, Birinci Dünya Savaşının bitimini sağlayan Versailles Antlaşmasının (1919) haksızlığı ve Sırpların (Slavların) bitmek bilmeyen Alman düşmanlığıdır. Sovyetlerin çöküşünü (1991) başlıca hazırlayan etken, milyonlarca insanın yaşamına son veren Stalin devri soykırımının yarattığı intikam duygularıdır. Yıl 1940, Katin ormanlığında 22 bin Polonyalı askere uygulanmış soykırım, nasıl Moskova’nın emriyle yapılmışsa, buraya ziyarete giden 96 kişilik Polonyalı devlet büyüklerinin 10.04.2010 günkü “uçak kazası” da Moskova’nın bilgisi dahilinde yapılmış “İkinci Katin Soykırımıdır.” Ne gariptir ki, bu olayı incelemek için kurulan  komisyonun başkanı Putin’miş. Yıl 1944 Mayıs ayı, Kırım Türklerinin, Nazilerle işbirliği yaptı gerekçesiyle, ölümüne yük vagonlarına doldurulmuş olan sürgün yazgısı, Rusların işlediği sayısı meçhul soykırımların değişik bir şeklidir. Bu olup bitenler Kırım Türklerinin, Polonyalıların Ruslara karşı intikam duygularını elbette alevlendirecektir.
Gelelim günümüze, Bosna Savaşının cereyan ettiği 1995 yılının Temmuz ayı, Ruslar ile aynı Slav ırkından olan Sırplar bir hafta boyunca çocuklar ve yaşlılar da dahil olmak üzere 8 300 Müslümanı katlettiler. 1990’lı ve 2000’li yıllar, Birinci ve İkinci Rus-Çeçen Savaşında Rus cellatlarından olan Yeltsin ve Putin, 300 000 Çeçen direnişçisini boğazlatarak Çeçenistan’ın bağımsızlık hareketini bastırdılar. Tatar soykırımından bir sonraki en büyük ve en kanlı geçen bu Çeçen soykırımının emrini verenler, sözde demokrat kesilen Yeltsin ile Putin’dir. Fakat bu Çeçen hareketi kolay kolay bitecek gibi görünmüyor. Bağımsızlık uğruna intikam duygularıyla beslenen Çeçen direnişçileri Rusları öldürmeye devam etmektedir. 29 Mart 2010 günü Moskova Metrosunda ve 2 gün sonra Kafkaslarda Çeçen intihar saldırıları sonucu 50’den fazla Urus öldürüldü ve 100’lerce Urus yaralandı. Rus karşıtı bu eylemlerin öncüleri, “Karadul” olarak adlandırılan Çeçen kadınlarıdır. İşte bir örnek:
Moskova’yı vuran 17’lik Karadul Cennet’ten bahsediyorum. Cennet  Abdurrahmanova adlı 17 yaşındaki genç kadın, geçen Aralık ayında Rus güvenlik güçlerinin öldürdüğü Dağıstanlı direnişçilerden Umalat Magomedov’un dul kalan eşiymiş. Bugünkü bu Çeçen direnişinin başında 1964 doğumlu Çeçen lider Doku Umarov bulunmaktadır. Moskova’yı kaygılandıran bu eyleme, Putin, “Teröristler imha edilecek” diye, Medvedev ise, “Teröristlerin kökü kazılacak” diye tepki göstermişlerdir. Aslında bu Çeçen eylemlerinin, Rus liderlerinin dediği gibi “Teröristler” ile hiçbir ilgisi yoktur. Bu Çeçen eylemi, adaletten yana her vicdan sahibi insanın arkasında bulunması gereken bağımsızlık uğruna yapılmış kutsal bir harekettir. Bu hareket, Rusların soykırım eylemlerine karşı “dur!” diyebilen, Çeçen intikamcılarının öldürücü bir darbesidir. Ruslar soykırım yaparsa haklı, Çeçenler intikam alırsa haksız mı olur?! Karadul Cennet Abdurahmanova’nın, Çeçen lider Doku Umarova’nın bağımsızlık-özgürlük uğruna yaptığı eylemlerinde başarılı olmalarını dilerim. Canı pahasına yapılan bu savaşın sonu, mutlaka bir gün bağımsızlık-özgürlük ile noktalanacak ve Çeçenler esir uluslara örnek olacaktır.
Dünyamız bugün Sovyetler dönemini aratmayacak kadar bir birine düşman iki büyük kampa bölünmüş durumdadır. Bu iki kampa egemen olan güçler ne kadar farklı ise, onların saydığı değerler de o kadar farklıdır. Doğuda, kendinden olmayanları yok sayan, Doğu sömürgeciliğini barındıran Rusya ile Çin, tek kişi ve tek parti egemenliği ile Rus olmayanları Ruslar, Çinli olmayanları Çinliler yutmaktadır. Bu kampta en değerli şey-egemen olan tek kişi ile tek partidir. Burada insanlık ve ulusal değer hiçe bedeldir. Batıda ise, her şey insan için ilkesini benimsemiş çoğulcu yönetim, her ulusun ulusal değerlerini ve ulusal haklarını savunmaktadır. Durum böyleyken, Doğu sömürgeciliğine karşı cephe alan Çeçenlerin eylemleriyle, Batı demokrasisine karşı cephe alan El Kaide ve Taliban İslamcılarının eylemleri, her ne kadar intihar şekliyle bir birine benzeseler bile, anlam ve amaçları çok farklı ve zıttır. Çeçenler özgürlük-bağımsızlık savaşçılarıdır. İslamcılar ise benliğinde Orta Çağ köleliğini barındıran özgürlük karşıtı teröristlerdir.
Doğu kampında, zalimler ile zayıflar arasında güç dengesini ayarlayan-sağlayan “adalet” adlı bir ilke olamadığı için, zalimlerin kullandığı “soykırım”, zayıfların kullandığı “intikam” da var olmaya devam etmektedir. İntikam, insanlığın en doğal ve en haklı duygusu ve eylemidir ki, bu duygu ve eylem hiçbir zaman rast gele doğmaz, rast gele cereyan etmez. Günümüzdeki bu adalete olan gereksinim duygusu, Rus ve Çin emperyalizmine karşı bir birlik düşüncesinin doğmasına ve olgunlaşmasına sebep olmaktadır. Bilhassa Rus ve Çin baskısı altında inleyen Türklerin bu düşünceye sarılması gayet doğaldır. Zulme karşı dayanışma….
Birlikler, belli bir düşmana karşı oluşur-kurulur. Ruslar ve Çinliler Türklerin ezeli ve ebedi düşmanıdır. Bu sebeple Türk Birliğinin karşısındaki en büyük engel Rusya ve Çin’dir. Rusların ve Çinlilerin Türk Birliğine karşı düşmanlıklarının karşısındaki Türklerin düşmanlığı-Türk Birliğinin kuruluşunun başlıca sebebidir ve amacıdır. Daha açık izah etmek gerekirse, Ruslara ve Çinlilere karşı Türklerin düşmanlığı olgunlaşmadıkça Türk Birliği kurulamaz. Bu gün Türkiye’deki Rus-Türk Dostluk Derneği, Çin-Türk Dostluk Derneği adı altında Rus ve Çin gerçeğini örten-aldatıcı kuruluşların varlığı ve eylemi elbette anormal ve rahatsız edici bir gelişmedir. Düşman ile dost olmak, düşmanın düşmanlığını bağışlamak hatta kabul etmek anlamına gelir. Rusların Çeçenlere ve Tatarlara yaptıkları bağışlanır mı, kabul edilir mi hiç!? Çinlilerin Uygurlara ve Tibetlilere yaptıkları bağışlanır mı, kabul edilir mi hiç!? Bu kuruluşlar, Türk Birliğini engellemek için, Rusların ve Çinlilerin kendilerine karşı Türklerde oluşabilecek düşmanlıkları engellemek için vardır. Onlar kendi ülkelerinde ise, Rus ve Çinli olmayanları yok sayan-onların dilini yasaklama yoluyla Tatarların ve Uygurların düşmanlıklarını alabildiğine körüklemektedir. Rusya’nın ve Çin’in başkalarına uyguladığı bu zıtlı siyaset, kendilerine karşı olanların benliğinde biriken “adalet” ve “intikam” duygularının bir gün cihanşümul bir siyasi buhrana vesile olacağı korkusundan kaynaklanmaktadır.
Korkunç İvan’dan miras kalan, Avrasya’nın yarısına sahip olmuş Rus Emperyalizminin çökmesi (1917), ve ardından bu emperyalizmin sınırlarını korumak-kurtarmak için meydana gelen Sovyetlerin çökmesi (1991), yanı sıra bu çöküşün er geç Putin Rusyasının da başına gelebileceği izlenim, Moskova’yı derinden kaygılandırmaktadır. Bu kaygı gereği Rusya, feodal Çin’i arkasına alarak, Şang Hay İşbirliği Örgütünü kurmuştur. Fakat tarihin akışına karşı direnen bu feodal birlik onları nereye kadar koruyabilir!? Bu birlik içindeki Türk cumhuriyetlerinin geleceklerini er geç Türkiye üzerinden Batı kampında bulacakları kesindir. Rusya ve Çin mutlaka dağılacak, dünyamız işgal denilen-Rus, kan ve ceset kokmuş bu iğrenç eylemden kurtulacaktır.
Bugün Rus ve Çin işgalinin sonucu olarak Tatarlar, Uygurlar, Çeçenler ve Tibetliler vatanlarını, bağımsızlıklarını, özgürlüklerini kaybetmiş durumdalar. Eğer intikam duygularını da kaybedeceklerse, bu onların ulusça yok olmaları anlamına gelir. Fakat, işgaller ve soykırımlar bedeline günümüze kadar varlığını sürdüregelen Ruslar, insanlığın nefret ettiği bu yol ile yine nereye kadar gidebilir?!
Bağımsızlık-özgürlük uğruna yaşasın intikam!
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile